Yaşar Karayel

Tpb Parlamento Dergisi

TPB PARLAMENTO Dergisinin Eylül 2016 sayisi, 15 Temmuz Darbe girisimi ile ilgili vermis oldugum röportajim.

01 Eylül 2016

Yasar Karayel:

 

Milletimiz devletine ve demokrasiye sahip çikmis, halkin gücü tankin gücünü yenmistir

 

23, 24 ve 25. Dönem Kayseri Milletvekili Yasar Karayel ile basta FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz darbe girisimi olmak üzere Türkiye'nin yakin tarihindeki darbe ve muhtira dönemlerini konustuk. 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimani'nda tanklari durduran vatandaslar arasinda yer alan tecrübeli siyasetçi, “Darbelerin susturdugu ezanlardan selalarin susturdugu darbelere ulastik” diyor.

 

Söylesi: Zeynep Yigit

 

FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz'da gerçeklestirdigi darbe girisimini nasil degerlendiriyorsunuz?

 

Türkiye zor bir cografyada bulunmaktadir. Tarihi boyunca pek çok medeniyetin geçis güzergahinda yer almis ülkemizde yasamanin daima bir bedeli olmustur. Burayi vatan olarak elde tutmak ve burada yasamak tüm nesillere bedel ödetmistir. Asya'yi Avrupa'ya baglayan ülkemiz ayni zamanda Ortadogu, Rusya ve Avrasya petrol ve dogalgaz kaynaklarinin ticari geçis güzergahindadir. Dolayisiyla bu topraklar, ekonomik ve stratejik degeri nedeniyle her zaman kritik öneme sahip olmustur.

Türkiye'de yasamak güçlü olmayi ve daima güçlü kalmayi gerektirir. Bin yil kesintisiz dünyaya hükmetmis bir milletin tabii ki iç ve dis düsmanlari vardir ve olacaktir. Zor zamanlarda dogru kararlar vermek, bunlari uygulamak ve netice almak ülkeleri ve liderleri büyütür, yüceltir.

Geçmiste yasanmis darbe ve darbe girisimlerinden ders çikarmayan, beyni yikanmis, iradesi ve gayesini baskasinin eline ve kararlarina teslim etmis, bir kismi asker giyimli, vatan haini FETÖ/PYD teröristlerinin 15 Temmuz'daki darbe kalkismasi tarihimizin en büyük yüz karasidir. Bu kalkismayi ve mevcut askerî yapiyi iyi analiz etmek lazimdir. Öncelikle ülkemizdeki devlet kurumlarinin ve askerî yapinin çagin gereklerine göre tüm unsurlariyla birlikte yenilenmesi sarttir. Bu düzenleme “Yeni Türkiye”, “Güçlü ve Büyük Türkiye” anlayisi ve hedefiyle gerçeklesmelidir. Her on yilda bir darbe yapmaya alismis, dis güçlerin telkinine açik bu yapi mutlaka millî bir anlayisla yenilenmelidir.

15 Temmuz'da canice yapilan darbe girisimi “vaka-i adiye'' ve “vaka-i serriye”den “vaka-i hayriye” çikarilmasi ve devletin yeniden yapilanmasi için bir firsattir. Bu sebeple basta Cumhurbaskanimiz Sayin Recep Tayyip Erdogan olmak üzere Basbakanimiz Sayin Binali Yildirim, TBMM Baskanimiz Sayin Ismail Kahraman, siyasi partilerimizin genel baskanlari ve mensuplari bu degisim ve dönüsümün öncüsü olmuslardir. Bu anlayis birlikteligi ülkemiz ve devletimiz için çok önemlidir. Bu birliktelik her türlü siyasi rekabetin ve siyasi anlayisin üzerindedir. Istanbul Yenikapi'daki “Demokrasi ve Sehitleri Mitingi” buna en iyi örnektir.

Hükümet, Olaganüstü Hal Kanunu'na dayanarak, FETÖ'nün darbeci insan kaynagi haline gelen dershaneler, özel okullar, harp akademileri, askerî liseler ve astsubay hazirlama okullarini kapatmistir. Millî Savunma Üniversitesi adiyla yeni bir üniversite kurulmustur. Kuvvet Komutanliklari Millî Savunma Bakanligi'na, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanliklari Içisleri Bakanligi'na, askerî hastaneler Saglik Bakanligi'na, tersaneler ise Millî Savunma Bakanligi'na baglanmistir. Devlette yeni ve dogru yapilanmalar gerçeklestirilirken, FETÖ'cü hainler hukuk içinde hesap vereceklerdir.

 

15 Temmuz gecesi milletin silahlari millete yöneltildi, yüzlerce sehit verildi, binlerce kisi yaralandi. Bu konudaki degerlendirmeleriniz nelerdir?

 

Tarihimizde ilk defa Silahli Kuvvetlerimiz içindeki asker giyimli bir avuç terörist, kendi uçak, tank ve silahlarimizla kendi ordumuzu ve milletimizi vurmustur. Bu ne aci bir olaydir ki darbeciler toplumumuzun peygamber ocagi olarak gördügü kurumdan çikmistir. Eskiden darbelere gerekçe olarak laiklik, Atatürkçülük ve devlet yönetiminin paylasilmasindaki anlasmazliklar gösterilirdi. Bu sefer aklini ve sahsiyetini kiraya vermis, hipnoz edilmis, emperyalistlerin oyuncagi olmus bir güruhun yandaslari bu adiligi yapmistir. Insanliktan nasibini almamis, devlet ve millet düsmanliginda sinir tanimayan, itaatsiz, zalim, gözü dönmüs bu hainler kendi komutanlarini iskenceyle alikoymus; TBMM'yi, Cumhurbaskanligi Külliyesi'ni, Emniyet Müdürlügü'nü, MIT'i, Polis Özel Harekat Merkezi'ni bombalamis; TRT, özel televizyon kanallari ve devlet kurumlarini isgale kalkismistir. Rahmetli Turgut Özal zamaninda Polis Özel Harekat darbe ve teröre karsi güçlendirilmis, 28 Subat döneminde ise Özel Harekat'in bütün agir silahlari toplatilmistir. Bu silahlarin ne kadar elzem ve önemli oldugu 15 Temmuz'da anlasilmistir. Meclis'i, Cumhurbaskanligi Külliyesi'ni, Emniyet Müdürlügü'nü koruyacak füze savunma sistemleri ve agir silahlar olmamasinin acisi yasanmistir. Devlet kurumlari, binalarin önüne ve yollara çöp kamyonlari, otobüs ve araçlarla barikatlar kurularak korunmaya çalisilmis, Zirhli Birlikler'in kapilari tir ve belediye araçlariyla tutulmustur. Devletin bu tip darbelere karsi hem istihbarat hem de imkanlar bakimindan ne kadar hazirliksiz oldugu görülmüstür.

 

Size göre darbe girisiminin ardinda yatan nedenler nelerdir?

 

15 Temmuz FETÖ/PDY darbe tesebbüsü Türkiye'yi siyasi ve ekonomik olarak çökertme girisimidir. FETÖ, daha önce 17-25 Aralik'ta oldugu gibi çesitli yollarla gücünü denemis, fakat iktidarimizin kararli durusu ve erdemli davranisi sayesinde amacina ulasamamistir. Söz konusu terör örgütü, bu yilki Yüksek Askeri Sura'da tasfiye edilecegini anlayinca asker ve sivil ne kadar yandasi varsa bunlari harekete geçirerek, iç ve dis düsmanlarla isbirligi yaparak bu menfur darbe saldirisini gerçeklestirmistir. Bunlar devlet ve milletin kurumlarina yerlesmis bir virüstür. Yok edilmeleri ancak tasfiyeyle mümkündür. Uzun yillardir her iktidar döneminde içeri sizmis ve kendilerini gizlemislerdir. Hedeflerine ulasmak için her yolu mubah saymislardir. CHP ve MHP'de kaset skandallari yaratarak siyaseti sekillendirmeye çalismislar, iktidari da tehdit etmislerdir. Kendi çikarlari ve emrinde olduklari emperyalistlerin talepleri dogrultusunda ülkemizi Suriye ve Iraklastirmak istemislerdir. Gayeleri Türkiye'de bir iç savas çikarmak ve kardesi kardese vurdurmaktir. Daha önce denenmis Çorum, Maras, Sivas olaylari gibi çatismalarin çikmasi için propaganda yapmislardir. Bu sirada Türkiye düsmanlari ve ser unsurlarinin hepsiyle isbirligi içine girmislerdir. Bu darbe girisimi basta ABD olmak üzere AB, Israil ve uzantilari tarafindan özel olarak desteklenmistir. Bu ülkeyi bölme ve parçalama plani yeni degildir. Yüz yil önce yarim kalmis planin yeni bir versiyonudur.

 

Bu plani biraz açar misiniz?

 

Bilindigi gibi, I. Dünya Savasi sirasinda, 29 Nisan 1916'da Osmanli ordusu, Ingiliz kuvvetlerini Kut'ül-Amâre'de bozguna ugratmistir. Bu büyük zaferimizden 17 gün sonra, 16 Mayis 1916'da Ingiltere ve Fransa arasinda Osmanli Imparatorlugu'nun Ortadogu'daki topraklarinin paylasimi konusunda Sykes-Picot Antlasmasi yapilmistir. Fakat Ingiltere, Osmanli'ya karsi ayaklanan Serif Hüseyin'i destekleyerek Arap Yarimadasi'nda kendine bagli bir Arap devleti kurmak isteyince Fransa buna razi olmamis ve yeni bir antlasma yapilmasini talep etmistir. Bunun üzerine Rusya'nin da katilimiyla Osmanli Imparatorlugu'nun topraklarinin paylasimina yönelik bir antlasma imzalanmistir. 1917'deki Rus devriminden sonra Troçki bu gizli antlasmayi dünya kamuoyuna açiklamistir. Batili emperyalistlerin böl-yönet anlayisi hiç degismemistir. 15 Temmuz'daki darbe girisimi de bu anlayis ve planin FETÖ tarafindan çikarilacak bir iç savas sonrasinda uygulanmasina yöneliktir.

Bu menfur darbe girisimi Sayin Cumhurbaskanimizin liderligi, Basbakanimiz ve TBMM Baskanimizin kararli durusu, aziz milletimizin devlete ve demokrasiye sahip çikmasiyla önlenmistir. Simdi arinma ve temizlenme zamanidir. Intikam alma duygusu ile degil, devletin adalet anlayisi ile hareket edilerek suçlu suçsuzdan ayrilmali, devlete ve millete silah dogrultan, bu terör örgütüne yardim ve yataklik eden, devlet gücünü ve imkanlarini bu hainler lehine kullanan kim varsa devlete hesabini vermelidir.

 

Darbe girisiminin oldugu gece neler yasadiniz?

 

Kalkismayi haber alir almaz oglum ve yegenlerimle birlikte arka yollari kullanarak Atatürk Havalimani'na ulastik. Buraya geldigimizde, alani kontrol vazifesi verilen tanklardan ikisi milletin üzerine dogru hareket ediyordu. Önlerine geçip tanklari durdurduk. Araçlardan birinin komutani, milletin kararli durusu sayesinde tankin kapagini açmak zorunda kalinca vatandaslarimizla birlikte harekete geçtik ve üzerine çikarak tanki teslim aldik. Araç komutanini ve askerleri havalimanindaki polis karakoluna bizzat teslim ettik. Diger tank ise bir minibüsü ezmis, insanlari yaralamis olmasina ragmen vatansever insanlarimizla birlikte onu da durdurmayi basardik ve içindeki darbecileri polise teslim ettik. O sirada bazi darbeciler kuleye çikmis, bir kismi güvenlik kuvvetlerimiz tarafindan yakalanmisti. Biz de kuleye çikarak geri kalan darbecilerin ele geçirilmesi ve kulenin kontrolünün saglanmasi konusunda yardimci olduk. Kule ve pistlerin emniyetinin saglandigi saatlerde F-16 uçaklari alçaktan uçus yaparak milleti taciz ediyordu. Ses bombasi gibi bir etkisi bulunan bu alçak uçuslar camlarin kirilmasina ve insanlarimizin yaralanmasina sebep oluyordu.

Biz kuleden ayrilip Devlet Konukevi'ne girdigimiz sirada Sayin Cumhurbaskanimiz aile fertleriyle birlikte ATA uçagindan alana indiler. Devlet Konukevi'nde yaralilar vardi. Yaralilarla ilgilenen Cumhurbaskanimiz, daha sonra basin toplantisinda millete hitap ederek darbecilerin teslim olmaya basladigi, durumun kontrol altinda oldugu müjdesini verdi. 15 Temmuz gecesi bitmis, günes Türkiye'nin üzerine yeniden dogmustu. Bu günes demokrasinin ve ülkemizin gelecegini aydinlatiyordu.

Darbelerin susturdugu ezanlardan selalarin susturdugu darbelere ulastik. Medya kuruluslarimiz tam bir vatanseverlik örnegi göstererek devletine, milletine ve demokrasiye sahip çikti. Siyasi partiler ve mensuplari hep birlikte hareket ederek devlet ve millet kaynasmasina destek verdi. Bu anlayisin sürekli olmasi millî menfaatlerin geregidir. Zafer ve hakimiyet Allah'in yardimiyla milletimizin olmustur. Bu zalim darbe girisimine karsi millet ayaga kalkmis; köken, mezhep, mesrep, siyasi parti, ideolojik düsünce gözetmeden ülkesinin isgal girisimine mani olmustur. Savas uçaklarina, bombalara, tanklara, makineli tüfeklere karsi gögsünü siper etmis, insanlarimizi ezerek sehit eden tanklari teslim almistir. Sehitlerimiz, gazilerimiz ve tüm milletimiz sayesinde halkin gücü tankin gücünü yenmis ve demokrasi kazanmistir. Bundan sonra zalime ve darbecilere merhamet etmek milletimize zulümdür. Bize güç veren 79 milyon insanimiza, 81 ilimize, meydanlari bos birakmayan kahramanlarimiza, gazilerimize sükran ve minnet borcumuz var. Tüm sehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, yarali vatandaslarimiza acil sifa diliyorum. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.

 

Türkiye 15 Temmuz öncesinde de darbe girisimleri ile darbe ve muhtira dönemleri yasadi. Siz bu dönemleri nasil degerlendiriyorsunuz?

 

Türkiye'deki darbe geleneginin Osmanli dönemine kadar uzandigini söylemek yanlis olmayacaktir. Yeniçeri Ocagi'nin Sultan Murad, Sultan Selim, Sultan Mahmud; Ittihat ve Terakki mensubu ve subaylarinin ise Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid'e karsi ayaklanmalari bildigimiz tarihî hakikatlerdir.

Her darbe “vesayet düzeni”nin tahkim edilmesine, ordunun siyaset ve siyasetçiler üzerindeki etkisinin artirilmasina sebep olmustur. Seçilmis, mesru, millet iradesini hakkiyla temsil eden Demokrat Parti iktidari ve Basbakan Adnan Menderes'e yönelik 27 Mayis 1960 darbesi, “darbelerin anasi” olarak tarihteki yerini almistir. 27 Mayis'in ardindan Türkiye'de her on yilda bir darbe yapma gelenegi hayata geçirilmistir; 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Subat 1997, 27 Nisan 2007 e-bildirisi…

Her darbe Türkiye'de demokratiklesmeyi, insan haklarini, fikir hürriyetini, sivil siyaset anlayisini ve örgütlenmeyi engellemis, ülkemizin kalkinmasina ve refahina zarar vermistir. Yüzüncü yilini kutlamaya hazirlandigimiz Cumhuriyetimizin kirk alti yili askerî yönetimler altinda sikiyönetim ve olaganüstü hal uygulamalariyla geçmistir. Darbelerin yapildigi her dönemde TBMM'nin yetkileri askiya alinmis veya Meclis kapatilmis, millet iradesi yok sayilmis, toplum baski altina alinarak temel hak ve hürriyetlerinin hepsi çignenmistir.

 

Bu ay 36'nci yildönümü olmasi nedeniyle 12 Eylül darbesine de deginelim. 12 Eylül döneminde Türkiye'de yasananlarla ilgili neler söylemek istersiniz?

 

12 Eylül, zulüm ve iskencenin yogun bir biçimde yapildigi, faili meçhul cinayetlerin islendigi bir dönem olmustur. Basta TBMM olmak üzere siyasi partiler ve sivil toplum kuruluslari kapatilmistir. 12 Eylül döneminde resmî kayitlara göre 650 bin kisi gözaltina alinmis, 210 bin kisi hakkinda sikiyönetim mahkemelerinde dava açilmis, 65 bin kisi mahkum olmus, 6 bin 353 kisi hakkinda idam istenmis, 500 kisi için idam karari verilmis, 50 kisi idam edilmistir. 388 bin kisiye yurt disi yasagi konulmus, 4 bin 891 kamu görevlisinin isine son verilmis, 4 bin 509 kisi sürgün edilmis, 20 bin kisi zorla emekli yapilmis, 30 bin vatandas yurt disina kaçmis, 15 bin kisi vatandasliktan çikarilmistir. 23 bin 667 sivil toplum kurulusu kapatilmistir. 937 film yasaklanmis, bazilari imha edilmistir.

Hatirlanacagi gibi, 2012 yilinda Meclis'te temsil edilen dört siyasi partinin ortak önerisiyle TBMM Darbe ve Muhtiralari Arastirma Komisyonu kurulmustur. Bu komisyon 12 Eylül'le birlikte tüm darbe ve muhtira dönemlerini detayli bir sekilde inceleyerek hazirlanan raporlari iki cilt halinde TBMM Baskanligi'na sunmustur.

15 Temmuz'a yönelik olarak TBMM'de yeni kurulan Meclis Arastirma Komisyonu da bu menfur isgal girisimini tüm detaylariyla arastirarak önerilerini Meclis'e sunacaktir.


    RSS Kaynağı
© 2011 Yaşar Karayel Tüm hakları saklıdır.